Zora dayalı cinsel saldırı suçlarında, eylemin kesin, her türlü şüpheden uzak ve inandırıcı delillerle ispatlanması zorunludur. Olayın meydana geliş şekli, adli mercilere intikal süreci ve tarafların beyanları birlikte değerlendirilmelidir. Bu kapsamda yalnızca mağdurun soyut anlatımına dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır.
Somut olayda; suç tarihinde reşit olan müdahil-mağdurenin, anne ve babasının köyde bulunmadığı bir zaman diliminde, kendilerine ait hayvan ahırında sanıkla cinsel ilişkide bulunduğu, Adli Tıp Kurumu raporuna göre %99,99 ihtimalle bu ilişkiden olma erkek çocuğu dünyaya getirdiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar mağdure, eylemin zor ve tehditle gerçekleştirildiğini ileri sürmüş ise de; bu iddiayı destekleyen herhangi bir maddi delil bulunmamaktadır. Ayrıca mağdurenin hamileliğinin son aylarına kadar olayı kimseyle paylaşmadığı, annesinin hamileliği fark etmesi ve mağdureyi sıkıştırması üzerine, hamileliğinin 38. haftasında şikâyette bulunduğu görülmektedir. Olayda maddi cebir veya tehdidin kullanıldığına dair herhangi bir kanıtın bulunmaması karşısında, eylemin zora dayalı olduğuna ilişkin savunmanın aksini gösteren, kesin ve inandırıcı deliller elde edilememiştir.
Bu nedenle, mağdurenin suçun zorla işlendiğine yönelik soyut ve çelişkili anlatımları dışında mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığı gözetilmeksizin, beraat yerine mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Y.5.CD, E: 2001/4091, K: 2001/3964, T: 06.06.2001.


